Problem karakterinde midir nedir bilemedik de, site bir türlü istediğimiz seyre oturamadı. EG’nin aslında kim olup olmadığının da, bu süreden sonra pek önemi yok aslında. Ama yinede, merak edenler için birşeyler karalamak istedim.
Kendi halinde bir üniversite öğrencisiyim. Etliye sütlüye pek karışmam, yalnız dışarı çıkmaktan da hoşlanmam. Evimde otururum, oyunumu oynarım, dizimi seyrederim, vaktimi bilgisayar başında geçiririm.
Ama eğer yanımda biri olursa, arkadaşlarımdan ya da herhangi vakit geçirmekten hoşlandığım bir insan daha, program nereye götürürse bizi, gitmekten hoşlanırım. Fotoğraf makinamı da alırım, daha doğrusu hiçbir zaman bagajımdan çıkarmam desem yeridir. Her zaman tripodum ve fotoğraf makinam bagajımda durur. Ne olur ne olmaz. Bakarsın çekecek birşeyler çıkar ya da ne bileyim, belki hatırlanmaya değecek bir anı yaşanır. Neden olmasın?
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, her zaman inceden inceden hayran olmuşumdur ben insanların tek başlarına evden çıkıp da, bir güzel gezip havanın tadını çıkarmalarına. Tek başlarına bir sahile gidip de bankın birine oturup kitap okumalarına ya da ne bileyim, vakit geçirmelerine. Ben kendimde o gücü hiçbir zaman bulamadım, dışarı çıkıp tek başıma gezmek içimden hiç gelmedi. Gelseydi keşke. Başka insanlarla tanışmanın başka bir yolu olurdu bu da belki benim için.
Denizi severim onun dışında. Bak deniz diyince, fırtınalı havalardan nefret etmem ama hoşlanmam da. Zaten kim hoşlanır ki, ayran gibi çalkalar adamı, midesi ağzından çıkıp gidecekmiş gibi hisseder insan. Ama o fırtınalı, hırçın havanın bile anlatmak istediği birşey vardır. Kim olursan ol, ne başarmış olursan ol, nerede yaşıyor olursan ol ya da karada ne kadar önemli biri olursan ol, denizde galip gelemeyeceğini öğretir adama, bazen savaşmanın hiçbir alemi olmadığını, bazen işleri sadece “oluruna” bırakmak gerektiğini öğretir. O yüzden de herkesin en az bir kere denize açılması gerektiğini ve bunu yaşaması gerektiğini düşünürüm. Çok zor değil inanın, sadece biraz sevmek, önyargıları karada bırakmak gerekiyor. “Kesin midem bulanıcak” diye biniyorsanız zaten tekneye, emin olun kusmadan inmezsiniz. O keyif ama, hiçbir şeyde yoktur. Bir koyda, kimse yokken demirlemiş olmanın, istediğin gibi, kimsenin karışıp görüşmeden, seni yargılayamayacak olmasının verdiği özgürlük hissi. İşte bu yüzden, denizi severim. Başına buyruk, özgür ve canı ne isterse, istediği anda yapabilecek olduğu için, denizi severim.
EG
Kendi halinde bir üniversite öğrencisiyim. Etliye sütlüye pek karışmam, yalnız dışarı çıkmaktan da hoşlanmam. Evimde otururum, oyunumu oynarım, dizimi seyrederim, vaktimi bilgisayar başında geçiririm.
Ama eğer yanımda biri olursa, arkadaşlarımdan ya da herhangi vakit geçirmekten hoşlandığım bir insan daha, program nereye götürürse bizi, gitmekten hoşlanırım. Fotoğraf makinamı da alırım, daha doğrusu hiçbir zaman bagajımdan çıkarmam desem yeridir. Her zaman tripodum ve fotoğraf makinam bagajımda durur. Ne olur ne olmaz. Bakarsın çekecek birşeyler çıkar ya da ne bileyim, belki hatırlanmaya değecek bir anı yaşanır. Neden olmasın?
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, her zaman inceden inceden hayran olmuşumdur ben insanların tek başlarına evden çıkıp da, bir güzel gezip havanın tadını çıkarmalarına. Tek başlarına bir sahile gidip de bankın birine oturup kitap okumalarına ya da ne bileyim, vakit geçirmelerine. Ben kendimde o gücü hiçbir zaman bulamadım, dışarı çıkıp tek başıma gezmek içimden hiç gelmedi. Gelseydi keşke. Başka insanlarla tanışmanın başka bir yolu olurdu bu da belki benim için.
Denizi severim onun dışında. Bak deniz diyince, fırtınalı havalardan nefret etmem ama hoşlanmam da. Zaten kim hoşlanır ki, ayran gibi çalkalar adamı, midesi ağzından çıkıp gidecekmiş gibi hisseder insan. Ama o fırtınalı, hırçın havanın bile anlatmak istediği birşey vardır. Kim olursan ol, ne başarmış olursan ol, nerede yaşıyor olursan ol ya da karada ne kadar önemli biri olursan ol, denizde galip gelemeyeceğini öğretir adama, bazen savaşmanın hiçbir alemi olmadığını, bazen işleri sadece “oluruna” bırakmak gerektiğini öğretir. O yüzden de herkesin en az bir kere denize açılması gerektiğini ve bunu yaşaması gerektiğini düşünürüm. Çok zor değil inanın, sadece biraz sevmek, önyargıları karada bırakmak gerekiyor. “Kesin midem bulanıcak” diye biniyorsanız zaten tekneye, emin olun kusmadan inmezsiniz. O keyif ama, hiçbir şeyde yoktur. Bir koyda, kimse yokken demirlemiş olmanın, istediğin gibi, kimsenin karışıp görüşmeden, seni yargılayamayacak olmasının verdiği özgürlük hissi. İşte bu yüzden, denizi severim. Başına buyruk, özgür ve canı ne isterse, istediği anda yapabilecek olduğu için, denizi severim.