MacBook nasıl ezilir?

Yine ibretlik görüntülerle karşınızdayız. MacBook sahibi biri olarak, 1.5 senelik ufak vukuatli kullanımımda, sonunda en büyük vukuatima nasil olduğunu bittiğini bilmeden imza atmis bulunmaktayim. MacBookların kasalari artik bildiğiniz gibi aluminyum ve yekpare kasalar. Yani ne birlesme yerleri, ne de plastik aksamlari var, sadece aluminyum. Dolayisi ile, darbeler “kiriklar” yerine “eziklere” sebep oluyor. Bunlardan ilkini de bilgisayarımın cok alakasiz bir yerinde ufak bir yere düsürme (!) sonucu elde etmistim. O gunden sonra azami dikkat gosterip okula götürdüğüm günlerde hep cantamda tasisam da, dün cantamdan cikardiğimda bilgisayarımı ufak bir şok yaşadım. Fotoğrafta da net olarak görülebileceği üzere, ekranın üst arka kisimlarına doğru yaklasık 4-5 cm’lik ve 1cm derinliğinde bir ezik olustu. Plastik bir aksam olsa, cok cok esner, darbe gectikten sonra da eski yerine gelirdi o parca, en kotu durumda da ekran bozulur, lcd akar ve kullanılmaz hale gelirdi.

MacBook durumunda ise isler biraz daha değişik oluyor. Ekranda çalışırken en ufak bir belirti-bozukluk bulunmamakta, bilgisayarın calismasında da herhangi bir sıkıntı bulunmamakta, ancak bu “ezik” 1km öteden fark ediliyor ve her bilgisayarı kapatip actiğinizda gorup sinirinizi bozma islemini büyük basari ile gerceklestiriyor.

Hos, en nihayetinde, bu da bir eşyadır. Canı sıkmaya hic gerek yok, kullandiktan sonra elbette bir gün ömrünün sonuna gelip değiştirmemiz gerekecek. Ama bu tarz bir tasarim harikasını bu halde görmek insanın sinirlerini biraz da olsa bozmaya yetiyor. Neyse, sağlık olsun diyerek, onumuzdeki maçlara bakacağız.

Not: Çanta dediğim içinde envai çeşit şey bulunan sacma sapan bir çanta değil, CaseLogic’in sirtta tasinan ve arkasında laptoplar icin ozel korumali gozu olan bir canta, bugune kadar sürekli sirtimda tasidim laptopumu ve üstüne tek bir cizik bile olusmadi yani ama, nasil olduysa, bu ezik oldu. Olacağı varmis :)

Irc’ye Ne Oldu?

Hatırlıyorum! O zamanlar daha henüz ADSL’ler o kadar yaygınlaşmamıştı. Yani daha doğrusu, ADSL başvurularının alındığı ama port tahsis edilemediği için ancak 4 ay sonraya gün verildiği zamanlardı. Günün modası o zamanda yeni gelmiş bir tekonoloji olan EDGE üzerinden internete bağlanmaktı. Bugunkü Vodafone’un yerinde o zamanlar Telsim vardı ve zamanın en iyi kampanyalarından birini yaparak süre/kota sınırı olmaksızın GPRS* ile internet bağlantısı aylık 50 lira demişti. Tabii güzel yurdumun güzel insanları her kampanyada olduğu gibi mevzunun b*kunu çıkarmış herkeste 2şer tane telefon olmuş Telsim’in EDGE çıkışları sınırlarını zorlar olmuştu. Gün içinde bağlanabilmek bile çok zorken, gecenin ilerleyen saatlerinde ancak bağlantı düzgünleşebiliyordu.

İşte bu bahsettiğim dönemde, ben PCnet ile çok sıkı fıkı bir şekilde ilgileniyor, o zamanlar sadece bir bölümün moderatörlüğünü yapıyordum. Bununla beraber o zamanlar PCnet’in ve daha bu tarz bir çok platformun IRC üzerinde belli bir sunucuda sohbet kanalları olurdu. O kanallarda insanlar bilgiler paylaşır sorular sorar ya da sadece sohbet ederlerdi. Yine o dönemde PCnet’in IRC kanalında önce Half-Op sonra Operator olduğum için, bu sohbet platformuyla yakından ilgilenmeye başlamış, incik cincik bütün ayar, yönetim mekanizmalarını öğrenmiştim. Çeşitli komutlarla kanalınızın herşeyini ayarlayabiliyor, kişi sınırlamasından flood korumasına kadar çeşit çeşit seçeneklerle oynayabiliyordunuz.

Sonrasında bir MSN tufanıdır aldı yürüdü. Insanlar çoğul sohbetten tekil sohbete, kendilerini bir bakıma “özele” çekmeye başladılar. Bugun ise, IRC sunucularının çoğu boş. Botlar cirit atıyor kanallarda. Üzücü, bu tarz bir sosyalleşme aracının bugun bu durumlarda olduğunu görmek.

*EDGE olarak yazmışım, Gokhan Geyik tarafından uyarılmam sonrasında GPRS olarak düzelttim, teşekkürler.

Kapatıldı!

webvezelstmyspcBu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.”

“T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır.

Su siralar bu yaziyla herkes eminim ki bir yerlerde karsilasmistir.  Milyonlarca kullanicisi ile dünyanin en büyük aglarindan biri olan Myspace ve müzik dinleyenlerin , dinledikleri parcalarin listelerini paylasabildikleri Last.fm engellenmis durumda.  Bu konuda ne resmi bir aciklama cikmis durumda ne de sayfayi tikladiginizda bir aciklama yaziyor.  Sadece kocaman yazilarla engellendigi yaziliyor.  Sira Facebook’ta mi acaba diye akillara sorular geliyor. Bakalim daha neleri engelleyip erisimini durduracaklar. Gerci her ne kadar bunlari durdursalar engelleseler de insanlar bos durmuyor mutlaka ona erisebilen bir program yapiyor  ve mutlaka yine bir sekilde acabiliyorsunuz.

Iyi engellenmeler ;-)

iPhone, 3G ve Cepten İnternet

3G’nin gelişi ve dolayısıyla da inanılmaz hızlarda (7.2Mbps teroik olarak) internetin cep telefonlarımıza girmesinin arifesinde, bir araştırma yapmak şart olmuştu. iPhone kullananlar daha doğrusu şöyle dememiz gerekli Turkcell’den kontratlı iPhone alan müşteriler, 3G hızında internet ile 30 Temmuz’da hiçbir başvuru ve ek ücret olmaksızın tanışacak, ancak görüntülü konuşma yapamayacak. Ayrıca bu müşteriler, 3G hızında interneti bilgisayarlarından da kullanabilecek ve 3GB kotalı bir süper hızlı internet her daim hazırda bekliyor olacak. Normalde telefonların üzerinden internete bağlanmak kotadan değil de yeni bir bağlantı ücretinden kontör atımı karşılığı ücretlendirilir ve dolayısıyla bu tarz akıllı telefonlar üzerinden insanlar bilgisayarlarını kullanarak internete bağlanmaya çekinirlerdi. Ancak artık durum öyle değil.

iPhone’unuzu 3.0 sürümüne yükselttiyseniz, ayarlardan yapacağınız ufak bir kaç değişiklik ile, bilgisayarınız üzerinden hiçbir ayar yapmaya gerek kalmadan internete bağlanabiliyorsunuz ve işin güzel yanı, bağlantı tamamen telefon üzerinden gerçekleşiyor ve Turkcell’in aylık vermiş olduğu, iPhone kullanılarak bitirilemeyecek olan 3GB’lık paketi kullanıyorsunuz. 30 Temmuz’u heyecanla bekliyorum izlenimlerimi paylaşmak için.

Toshiba NB-100

Geçenlerde babamın 4 yıldır kullandığı Toshiba Portege iflas ederek HDD’sini kullanılamaz hale getirdi. Bu da haliyle yeni bir bilgisayar alma ihtiyacı doğurdu. Ben burada olsaydım adam gibi bişey aldırırdım ancak babam tek başına olduğu için, soluğu TeknoSA’da alıp solda görülen ufacık tefecik içi dolu turşucuk bilgisayar”cık”ı satın almış.

Aslında taşınabilirlik açısından süper ama şöyle bir sorun var ki, benim ellerim sığmıyor! Gerçek anlamda klavyesine bişey yazmaya çalıştığınızda ya tek parmak yazabiliyorsunuz, ya da hiç yazamıyorsunuz lanet edip vazgeçiyorsunuz :)

Bilgisayar bağımlılarına önerilir, bu bağımlılıktan kurtulacağınıza eminim!. Bunun dışında biraz gerçekçi olmak gerekirse, bilgisayar Intel ATOM işlemci ile çalışıyor ve Windows XP Home edition üzerinde kurulu şekilde geliyor.

Toshiba’nın klasiği olan ekran üzerinde webcam yine unutulmamış ancak bu sistemde de malesef optik sürücü bulunmuyor.

Yaklaşık 1000 ytl fiyat etiketine sahip bu mini bilgisayar ile ilgili detaylı bilgi için TeknoSA’lara uğrayabilirsiniz