Motosiklete Başlangıç ve Başlangıç Motoru

Merhabalar arkadaşlar, yaz aylarının gelmesiyle motosiklet satışlarında ve caddelerdeki motosiklet nüfusunda ciddi bir artış yaşandığı bir gerçek. Her sene yaz mevsiminin gelmesiyle bir hevesle motosiklet mağazasına koşup beğendiği şekil şemale sahip ve bütçesince bir motor sahibi olmak isteyen arkadaşlarda bir artış olur. Aslında bu karar o kadar da kolay bir karar değildir ve insanın karakteri, kişiliği, boyu/kilosu ve tecrübesi ile verilmesi gereken bir karardır.

Motosikletler arabaların aksine çok daha çevik ve hızlı ivmelenebilen taşıtlardır. Dolayısı ile başlangıç motoru olarak 125 ya da 250 cc’lik bir motor yerine 600 cc ya da daha üstü bir motor hacmine sahip bir araca bakıyorsanız muhtemelen yanlış bir karar vermek üzeresiniz ve sezon sonunda çok şanslıysanız tövbe edecek, o kadar şanslı değilseniz aramızdan ayrılacaksınız demektir. 

Böyle konuşmam iddialı geliyor olabilir, isterseniz rakamlarla konuşalım. Sıradan 600 cc’lik motora sahip bir motosiklet çok rahatlıkla 3.5 – 4 saniye arasında 100 km/saat hıza ulaşabilir ve son hızı 200 km/saat’in üzerindedir. Aynı rakamlarda bir araba düşünürsek çok egzotik ve spor bir arabadan bahsediyor oluruz. Ancak doğru eğitim ve tecrübeyle hakimiyet sağlanabilecek bir arabadan.

Buradan şu anlaşılmasın, “ilk motor olarak alacağınız 600cc’lik motoru süremezsiniz çünkü yeterli tecrübeniz yok.” Hayır, kesinlikle böyle bir şey demiyorum. Böyle bir şey demenin haddim de olduğunu düşünmüyorum. Tek söylediğim, 600 cc ve üzerindeki hacme sahip motorlarda herşeyin çok daha hızlı cereyan ettiği ve o kadar güç ve ivmelenme kapasitesine sahip bir motorda hataların pek de affedici olmadığı. 125 cc’lik bir motor ile başladığınızda (markası ne olursa olsun) maksimum ulaşabileceğiniz sürat 110-120 km/saat’tir. (Bu hız düşük gibi gelse de kulağa aslında Türkiye’deki otobanlarda müsade edilen maksimum süratten bahsettiğimizi hatırlatmak isterim.) İvmelenme kapasiteniz de 600 cc’lik motorlara nazaran ciddi şekilde düşüktür. Bunun size artıları ise şöyle sıralanabilir,

  • Arkanızda olan bitene, yanınızda olan bitene daha hakim olacaksınız ve arkanızı ister istemez sürekli aynadan kontrol etmek zorunda kalacaksınız. Bu size aynalarınızı doğru kullanma yetisini kazandıracaktır.
  • Araba sürerek kazanamayacağınız kimi içgüdüleri kazanacaksınız (Detaylandırmak gerekirse, sürekli kafanızdan önünüzdeki trafikle ilgili senaryolar kuracaksınız ve onlara karşı kafanızdan yapabileceklerinizi listeleyeceksiniz. Örneğin, ‘Acaba şu araba kapısını açar mı? İçinde kimse var mı? Açarsa nereye kaçabilirim?’ ya da ‘Acaba şu araba sola doğru yola çıkabilir mi? Duruyor ama lastikleri sola bakıyor, içinde kimse var mı? Araba çalışıyor mu? Nasıl bir kurtulma manevrası yapabilirim?’)

Aynı zamanda şunu da hatırlatmamda fayda var, altınızdaki motor çok daha hata affedici olacağı için virajda gazın ayarını tam tutturamadığınızda arka tekerin kayması ve low-side adı verilen motorun yana doğru yatması ya da tam tersi high-side adı verilen sizi tepesinden fırlatması ve motorun önüne düşmeniz gibi kötü tecrübeleri yaşamadan önce motor size hatanızı düzeltme şansı verecektir.

O nedenle lütfen ama lütfen, görüntüsüne bakarak, şekline bakarak, hızına bakarak değil, sizin için güvenli olacak bir motor ile başlayın ve sağlıkla kalın.

Tekeriniz düz bassın.