Enteresanlıklar…

Gün geçmiyor ki yeni bir enteresanlıkla karşılaşmayalım… İnsan her gün aslında kendi içinde bir yolculuğa çıkıyor, aklından belki binlerce düşünce geçiyor ve bunların hemen hiçbirine kulak asmadan günü noktalıyor. Bu gece, bugünümü düşündüm, aklımdan geçen düşünceleri, bunların ne kadarının süzmeye değer olduğunu, ne kadarının ise geçip gitmesine izin vermemin yerinde bir karar olduğunu…

Şu açıdan bakarsak hepimiz düşünen varlıklarız. Bilinçsizce düşünüyoruz. Düşünmeye programlanmışız. Düşünmek için yaratılmışız. Tek farkımız, bazılarımızın bu “düşünceleri” daha ön planda tutarak kendi “iç ses”‘lerine daha çok kulak vermeleri, bazılarımızın ise bu sesi duymayacak kadar bastırmaları. 

İnsanların hiçbirinin sağduyu yoksunu olarak (psikolojik rahatsızlıktan muzdarip olanları tenzih ederim) dünyaya geldiğini düşünmüyorum. Buna inanmak da istemiyorum. Ancak çevre şartları, yetiştiriliş biçimi, sosyal çevre ve insanın büyürken ve ergenlik dönemi noktalanana kadar bulunduğu iletişim, geleceğini şekillendiriyor. Geleceği şekillendirmekten kastım da tam olarak bu iç sesi hayatımızda nereye koyduğumuz ile alakalı.

Bugün başarılı olan insanların hemen hepsinin tek bir ortak noktasından bahsedebiliriz. Kendilerine olan güvenleri. Dikkat ettiyseniz görünüşleri demedim, dilleri ya da dinleri de demedim, ırklarından bahsetmedim, eğitimlerinden bahsetmedim, sosyal çevrelerinden ya da hayata fakir ya da zengin olarak gelmiş olmalarından da… Sadece hepsinin kendine güvenen bireyler olduğundan bahsettim.

Şüphesiz ki bir insanın sosyal çevresi kendine olan güvenini etkiliyor. Ya da insanın fikirlerine değer verilen bir aileden geliyor olması da kendine güvenini etkiliyor. Ancak bunların hiçbiri olmazsa olmaz değil. Hepimizin uyandığı andan itibaren aklından akmaya başlayan düşüncelere kayıtsız kalmak ya da onlara biraz kulak vermeyi seçmemizle alakalı.

Ben bugün bir karar aldım. Bundan sonra kendimi daha çok dinleyeceğim. Kendime, daha çok kulak vereceğim. Çevrenizdeki insanlardan kararlarınızla ilgili fikirler almanız tabii ki güzel bir şey ancak kararlarınızı çevrenizdeki insanların yönetmesine izin veremezsiniz. Çevrenizdeki insanlar için yaşayamaz, onların onayını almak için hayatınızın yönünü değiştiremezsiniz, değiştirmemelisiniz. Bu sizi “siz” yapmaktan alıkoyar. Siz bildiğinizi yapın, içinizden geldiği gibi davranın ve “siz” olun. Ondan sonra çevrenizde kalanlar gerçekten sizi “siz” olarak kabul edenler olacaktır. Artık hayatınızda olmayanlar için ise bir saniye bile üzülmeyin.

Mutlu kalın.