Bir Ekşi Muhhabbet

Son zamanlarda gündemde kalan konulardan biri de “Internet Sansürleri”. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes bir şey söylüyor ancak bireysel kullanıcıların hemen hiçbirinin aklında net bir şey yok ne ile karşılaşacağımıza dair. Kimi diyor “olm çok fena sansür geliyormuş lan, hiçbir siteye giremicekmişiz, google bile kapancakmış.” Öyle bir şey şimdilik yok, en azından var ise bile dillendirilmiyor, rahat olabilirsiniz. Google’a girebileceğiz filtre sistemi geldikten sonra da çok yüksek ihtimalle.

Kimi de diyor ki “ne var arkadaş, kapatsınlar tabii porno morno ne gerek var böyle şeylere, gençleri zehirliyor böyle şeyler. olmasın, kapatılsın.” Şimdi bazı yerlerine tabii ki hak vermek lazım, sonuçta çocuk pornosu, kadın istismarı, kadına sözlü ya da fiziksel şiddet içeren şeyleri ciddiye almayıp prim vermemeyi sağlayacak bir eğitim sistemimiz malesef olmadığı için, bunların önüne geçmenin gözüken en kolay yolu interneti filtrelemek. Ama gelin görün ki, zaten internette çocuk pornosu arayıp izlemek isteyen hastalıklı beyinler üretiyorsanız bir ülkede, interneti filtrelemek, sansürlemek onların eskiden evlerinde bilgisayar başlarında tatmin ettikleri hastalıklı ihtiyaçlarını hangi platformlarda tatmin edecekleri sorusunu da getiriyor akıllara. Porno kısmını bir yana bırakalım haydi olayın, sonuçta TÜSİAD başkanına bile pornocu dendi internet filtresi hakkında konuştuğu için, bana kimbilir neler derler, alttan atladı dokuza katladı falan diye adımız çıkmasın.

Bir diğer konu ise şu Ekşi Sözlük’teki yazarların bir kısmının Hz. Muhammed ve Islam hakkndaki ileri geri konuşmaları nedeniyle ifadelerine başvurulması, sözlüğün bu yazarların IP bilgilerini polise vermesi vs vs. Şimdi burada da konuya iki taraflı bakmak gerekli ama o incelemeyi yapmadan önce, ekşi sözlüğün bu konuda polise IP’leri vermemek gibi bir lüksünün olmadığını anlamak gerekiyor. Zira bu nedenle sözlüğü suçlayanlar bile var. Savcılık emri olduktan sonra, değil IP adresleri, ellerinde varsa ev adresleri dahil her türlü bilgiyi paylaşmak zorundalar. Bu konuda yapabilecekleri hiçbişey yok. Ancak konu şuraya geldiğinde sevgili sözlükçüler, evet haklısınız ; en azından etik olarak yazarlara “bak böyle böyle bir konuda senin IP adresin bizden istendi, bizde verdik. Avukat tut istersen.” tarzında bir uyarı, bir mesaj güzel olabilirdi.

Konuyu incelemeye başlarsak, yine bir taraf diyor ki ; “Kardeşim, bu ülkenin tabuları var. Bu ülkede kimse ulu orta çıkıp da Hz peygamber ve Islam dini hakkında ileri geri konuşamaz, bi tarafından kan alırlar adamın. Tutup da sokakta sohbet ederken söyleyemeyeceği şeyi, gelip klavye delikanlısı gibi internete yazmasın.” Haksız mı bu adam şimdi? Ha, ülkenin tabuları kısmına karışmam, laf söylemek bana da düşmez ancak, şurada haklı ; kimse sokakta ya da bir arkadaş toplantısında dile getiremeyeceği şeyleri, internette sadece evinden yazıyor diye kilo kilo özgüven ile ve usluba dikkat etmeden dangır dungur söylemesin. Sonuçta sokakta Ali, orda The Mighty Aly olunca, işler o kadar da değişmiyor. IP adresinden gelip buluveriyorlar, gel bakalım buraya diyiveriyorlar.

Diğer tarafın dediği de enteresan, dinlenmeye değecek bir şey ; “Abi şimdi tamam, anladık hassaassınız bu konularda da, adam ateistse, inanmıyorsa, inanamıyorsa, fikrini söylemeyecek mi, söyleyemeyecek mi? Bu nasıl bir özgürlüktür, nasıl bir demokrasidir? Bu adam da bu ülkenin vatandaşı ve istediğine inanma, istediğine de inanmama hakkı var. Inanmadığı şeylere neden inanmadığını kendince nedenlerle neden savunamasın? Bu sorgualamalar üslüpla alakalı değil de vay dinime laf etti diyeyse, bu ülkenin müslüman olmayan azınlığı teba mı değiştirsin? Başka ülkelere mi gitsin?” Bu adam da çok haklı bak. Çünkü bu ülkenin müslüman olan çoğunluğunun yanı sıra, yine Türk vatandaşı ve müslüman olmayan insanlar da mevcut. Bunların da hakları ve özgürlükleri var. Müslüman çoğunluğun özgürlüğünü ihlal etmedikçe (camileri yıkmadıkça, namaz kılana vurmadıkça, inançla ve yüce değerlerle dalga geçmedikçe) bu adamın da kendine göre inanmama hakkı var yani. Mevzu o yüzden çıkıyorsa o da yanlış yani.

Kendimce birşeyler karalayarak, mevzuları kendi penceremden sizlere aktarmaya çalıştım. Başlıkta da dediği gibi, bir ekşi muhabbettir dönüyor. Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık, herkes haklı herkes birşeyler savunuyor. Ama unutulmaması gereken konu birlik ayrılıktan değil, orta yolda buluşmadan doğuyor.

“Bir Ekşi Muhhabbet” için bir cevap

  1. Duyduguma göre, bazi paketler olacakmis satin alabilecegin. Isten aile paketi, sinirsiz paket gibi. Ama bu sinirsiz paket sinirsiz derken, kapatilan siteleri kapsamicak. Kimse DNS ayarlari ile oynayip kapatilan sitelere giremeyecek. Dedigin gibi bazisi icin iyi olabilir, ama bence gün gectikce yasak gelen Türkiye bu gidisle daha beter bi yöne gidecek gibime geliyor. Ne kadar kisitlarsan insana hayati, o kadar ac olacak herkes. Yarin öbür gün youtube yine kapatilacak. Insanlar özgürce fikrini yazmaktan söylemekten korkacak. Genc nesil Türkiye’den kacacak..

    Inanc konusuna gelirsek, ateistinden tut hristiyan müslüman herkes birbirine sonsuz saygi duymali tabiiki de, ama fikrini özgürce söyleyebilmeli karsidakini asaglamadigi sürece tabiiki de.

    Artik haberleri her actigimda karsit fikirli olup , bir türlü orta yolu bulamayan bir hükümetten cok skildim. Daha hükümet kendi arasinda orta yolu bulamazken, insanlar nasil bulsun. Türkiye’nin nereye gittigi ve sonunun ne olacagi her türlü anlamda artik görülemeyen bir sey.

Yorumlar kapatıldı.