Başlıkta okuduğunuz gibi arkadaşlar. MacBookta ubuntu imkansız değil! Ama kolay da değil. Yazımın devamında detaylı olarak anlatacağım ancak, öncelikle neden böyle bir sevdaya düştüğümü ve neden kolay olmadığını teknik detaya çok girmeden açıklamak isterim…
Bir çoğunuzun yazılarımı takip ettiyseniz bileceğiniz üzere, sıkı bir linux kullanıcısı, ubuntu fanatiğiyim. Bugune kadar elimden geçen bütün bilgisayarların bir ubuntu linux kullanmışlığı vardır. MacBookta ise, bu normalden biraz daha zor oldu. Sebebine gelirsek. Laptoplar dahil, tüm PC’lerde BIOS adı verilen bir sistem kullanılmaktadır. Bu sistem, hangi işletim sisteminin yükleneceğine karar verir, başlangıçta hangi komponentten bilgisayarın açılacağını ayarlar ve yönetir. Ancak Mac’lerde bu iş biraz daha farklı olan EFI sistemi ile yönetilmekte. EFI’de bilgisayarınızın pek çok ayarını ayarlama şansınız malesef yok. Ubuntu kullanabilmek için ise, daha doğrusu hakkıyla ubuntu kullanabilmek için ise Ubuntu’nun başlangıç yöneticisi olan GRUB’u EFI sisteminin içine yüklemelisiniz, yani EFI’nın grub ile anlaşmasını sağlamalısınız. Eğer bunu yapmaz iseniz MacBook’unuzda Ubuntu kullanırken bataryanızın durumunu göremezsiniz ve çift çekirdek olan işlemcinizin sadece tek çekirdeğini kullanabilirsiniz. Yazımın devamında, MacBookta ubuntu kullanabilmek için neler çektiğimi okuyabilirsiniz. Öncelikle, Ubuntu CD’mizi tabii ki hazır tutuyoruz. Yani herşeyden önce o elimizde olacak. Ancak normal çoğu sistemin aksine, MacBooklarda Ubuntu’nun AMD64 sürümünü kullanabiliyorsunuz. Cd’nizi hazırladınız diyelim, peki nasıl boot edeceksiniz? Sanıyorsanız ki CD’yi takayım, Ubuntu açılsın ve sonra da işime bakayım, yanılıyorsunuz malesef.
CD’yi taktıktan sonra bilgisayarınızı açıyorsunuz. Mac’in o elma logosu gelmeden olan ekranda, alt tuşunu basılı tutuyor ve CD’den başlatmayı seçiyorsunuz. Belli süre sonra Ubuntu’nun o klasik dil seçme ekranı geliyor ve dilinizi seçtikten sonra F6 tuşuna basıyorsunuz. Oradaki ilk 3 seçeneği işaretledikten sonra ancak, “sistemimde bir değişiklik yapmadan ubuntu’yu dene” seçeneğini seçerek, live cd’den başlatır gibi işletim sistemini başlatıyorsunuz.
Sonrasında ise, asıl eğlenceli tarafı başlıyor. Masaüstü ekranı geldikten sonra, tepeden sistem sekmesinden Gparted’ı bularak, önceden yaratmış olduğunuz BootCamp sektörünü silip, işlemleri tamamlıyorsunuz.
Boot Camp’te yaratmış olduğunuz disk alanı tamamen sizin seçiminize kalmış, ne kadar disk alanı yaratmış olursanız olun,Gparted ile sildikten sonra diskinizde iki adet partiton görmeniz gerekli. Biri MacOs X yazan partition ki bu sizin Mac OS’ta kullandığınız alan, kesinlikle dokunmayın! Diğeri ise, boş alan olarak görünen, ubuntuyu kuracağımız alan.
Masaüstünde bir simge olarak duran “Ubuntuyu kur” ‘a tıklamaya hazırız sonunda. Tıklıyoruz ve açılan pencereden disk yapılandırmaya gelene kadar seçimlerimizi yapıyoruz, disk yapılandırma bölümünde ise, manuel yapılandırmayı seçiyoruz. Boş alandan 128mb’lık bir kısmı ext4 dosya tipinde, /boot bağlanma noktasında ayırıyoruz. ram’imizin kadar bir alanı sonradan swap olarak ayarlayacak şekilde hesaplayıp, diskin geri kalan alanını / bağlanma noktasında ext4 dosya tipi olarak ayarlıyoruz. Son olarak da, baştan ayarlamış olduğumuz alanı, yani hemen hemen ram’imiz kadar bir alanı swap alanı olarak ayarlayıp, ubuntu kurulumunu normal şekilde tamamlıyoruz.
Ubuntu, kurulumu yapacak ve bittiğine dair bizi uyarıp bilgisayarı yeniden başlatacaktır. Bundan sonraki yapacağımız iş,GRUB açıldığında, en yukardaki seçeneği “e” ye basarak düzenlemeye başlamak ve kernel sürümünüzün sonrasına acpi=off komutunu ekleyerek ctrl+x komutu ile boot etmenizdir. Bu komuttan sonra, ubuntu açılacak. Ama henüz ne wireless’iniz, ne ekran kartınız, ne ses kartınız çalışmakta. Bunlar için, ilerde yazacağım makaleleri kullanabilirsiniz.