Devrim Arabaları

Devrim arabaları filmini vizyonda izlemeyi çok istemiştim. Ama çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü gitmek malesef nsaip olmamıştı. Bu gece izleme fırsatı bulabildim sonunda. Filmdeki bir çok yer, gözlerimi yaşarttı diyebilirim. Gerçek manada. Kendimi pek duygusal, öyle filmlerde salya sümük ağlayan bir insan olarak tanımlamam ancak, filmdeki genç/yaşlı, bu ülkenin yetiştirdiği mühendislere bir türlü inanılmaması, herkesin elinden gelen desteği yapması gerekirken, resmen toplumun genelinin köstek olması, kayıtsız kalmamı engelledi diyebilirim.

Filmdeki en çok sinirlendiğim kısımlardan bir tanesi ise, insanların içindeki fesatlığın çok gerçekçi olarak ve tam dozunda işlenmiş olması. Tamam, Amerikalı’ların Türk malı bir araba yapılmamasını istemesi çok çok doğal. Sonuçta adamlar bize bir gemi dolusu pamuk karşılığında on adet otomobil satmaktalardı o zamanlarda. Ancak Türklerin, özellikle bu otomobilin yapılma emrini veren paşanın çok yakınlarında, adeta bireysel asistanı olarak görev yapan birinin bu kadar fesadi düşüncelerle bu projeye gölge olması ve paşanın bunu farkedememesi akıl alır gibi değil.

Bugun Türkiyedeki süper lüks sınıf otomobilleri saymassak, sağlam, fiyatını hak eden ve orta sınıf üstü insanların bindiği çoğu otomobil markasının belki yarı fiyatına, türk yapımı ve en az onlar kadar sağlam, en az onlar kadar güvenilir ve en az onlar kadar teknolojik otomobiller üretebilirdik. Böylesine bir fırsatı, sadece benzini bittiği için yolda kalan otomobil (-ki benzin ikmali yapıldıktan sonra o gün paşanın makam aracı olarak kullanılmış, bir kere bile yolda bırakmamış, sorun yaşatmamıştır) için yazılan manşetler gerçekten insanların içindeki fesatlığı ortaya çıkarır cinsten. Devrim yolda kaldı, 1.4 milyon ödenekle 200m gidebilen araba yaptılar. Bunlara inanmak gerçekten çok zor.

130 günde, sadece 130, iki adet otomobil, karoserden motora (ki motor da el yapımıdır), tasarımdan elektrik sistemine, yürüyen aksam, şanzıman ve şasiye kadar sıfırdan üretiliyor ve sadece yeterli benzin koyulmadığı için yolda kalınca böyle manşetler atılıyor. Inanılır gibi değil.

Bugun, herşey çok daha farklı olabilirdi.

Dipnot olarak şunu yazmak istiyorum. 1951 yapımı olan ilk türk otomobili devrim, bugun Eskişehir’de hala sergilenmektedir. Hala çalışır ve yürür durumdadır!.. Daha söylenecek bişey varmı, inanın bilemiyorum.