Veronika Ölmek İstiyor

veronika“O hapları aldigimda nefret ettigim birini öldürmeye calisiyordum. İcimde baska, sevebilecegim Veronikalar oldugunu bilmiyordum.” der Veronika. Peki “İnsan niye kendinden nefret eder? ” Bu soruya da yaniti ironiktir; “Korkaklik belki de. Ya da hic yakani birakmayan yanilmak korkusu, baskalarinin senden beklediklerini gerceklestirememek korkusu.” Veronika, haftalarca, belki de aylarca düsünerek aldigi intihar kararini bile aslinda baskalari nedeniyle aldigini farkeder.

Veronika`nin bu farkli hikayesi Bosna ile Slovenya`da geciyor. Görünüste her istedigine sahip olan , renkli bir yasam süren , yakisikli erkeklerle gezip tozan biridir ; fakat mutlu degildir. Yasaminda bir seyleri eksikligini hissetmektedir. Bu yüzden bir gün ölmeye karar verir. Asiri dozda aldigi ilaclar yüzünden hastaneye kaldirilir. Orda kendisine bir kac günlük ömrü kaldigi söylenir. Villete akil hastanesinde son bir haftalik ömrünü gecirirken cesitli insanlarla tanisir. Yabancisi oldugu yeni duygulari kesfeder; kin , korku , ask ve cinsellik. Ölümü beklerken , cevresindeki insanlari gözlemlerken , Veronika varolusunun her dakikasinin yasamla ölüm arasinda bir secim oldugununun farkina varir. Paulo Coelho , bu kitabinda , cagimiz insanini rahat birakmayan delilik olgusunu isliyor ; toplumun normal kabul ettigi kaliplarin disina düsen insanlari anlatiyor.

2005 yilinda bu kitabin filmide cekilmis. Fakat filmini henüz izlemedim. Ama kitabini daha yeni okudum ve gercekten deliler dünyasini cok güzel yansitmis. Gerci kitabi okuduktan sonra acaba normal insanlarda mi sorun var yoksa bende mi bir sorun var , sorusunu sorduruyor insana. Biz kendimizi her konuda kisitlarken , deliler özgürce her istediklerini yapiyorlar. Kitabi okuyunca delileri kiskanmamak elde degil.. Cok farkli bir bakis acisi ile bakilmis kitapta aslinda , ve gercekten de insani etkilemiyor degil. Deli olmanin inanilmaz hafifligi var kitaptaki karakterlerde. Hatta iyilesmis olmalarina ragmen topluma karismamak ve özgürce davranabilmek icin numara yapmaya devam edenleri de var. Kitabin sonu ise büyük bir süprizle bitiyor.

Kitapta gecen kisa hikayeyi de buraya aktarmak istiyorum : “Cok güclü bir büyücü, bütün bir ülkeyi yok etmek ister, o ülke halkindan herkesin su cektigi bir kuyuya sihirli bir madde atar. Kuyunun suyunu kim icerse delirecektir. Ertesi sabah, herkes kuyudan su cekip icer, hepsi de delirir. Yalnizca kraliyet ailesi, kendilerine ait özel bir kuyudan su cektiklerinden, sihirbaz da o kuyuyu zehirlemeyi beceremediginden delirmezler. Tabii kral cok kaygilanir, halkinin sagligini ve güvenligini saglamak icin bir dizi emir verir. Ancak polisler ve müfettisler de halkin icmis oldugu suyu icmis olduklarindan kralin emirlerini sacma bulurlar, uygulamazlar. Ülkede yasayanlar kralin emirlerini duyduklarinda onun cildirdigina inanirlar, hep birlikte satosunun önünde toplanip tacini ve tahtini birakmasi icin gösteriler yaparlar. Umutsuzluk icindeki kral tahtindan inmeye hazirlanirken kralice ona engel olarak der ki; gel biz de o kuyunun suyundan icelim, o zaman biz de onlar gibi oluruz. Ve öyle yaparlar: Kral ve kralice cinnet suyunu icip aninda sacma sapan konusmaya baslarlar. Bu durumda halk taskinligindan dolayi pisman olur; öyle ya madem kral bu kadar bilgece konusuyor, onu alasagi etmenin anlami yoktur. Ülkede barıs ve huzur tekrar hüküm sürer, bu halk komsularindan epeyce farkli bir hayat tarzi benimsemistir, ama kral ölüme dek ülkesini yönetebilmistir.” Ayni kuyunun suyunu icmis olan herkes kendini normal sanar, kendileri gibi olmayani ise deli ilan ederler.

Deli olmak sadece baskalarindan farkli olmaktir. Yani bir cogumuz deliyiz herhalde . Ya da sirf topluma ayak uydurmak , farkli olmamak ve toplumdan dislanmamak adina oynadigimiz bir oyundur bu. Sanirim kafam biraz karisti kitaptan sonra .. =)

Belki de ölümle hic yüz yüze gelmedigi icin yasamini sorgulamamis olan bizlere, bize sadece bir kere verilen bir sansi nasil bos yere harcadigimizi gösteren bir roman.

Ve dedim ki kalbime , budalaya ne olduysa

olacaktir bana da…

Git yoluna , ye ekmegini coskuyla,

ferah gönülle ic sarabini da

ne yapacagini bilmis Tanri önceden.

Giydigin hep beyaz olsun,

basindan eksik olmasin merhem.

Yasa keyfince sevdigin kadinla

günlerin gururla dolsun,

o da Tanri`nin armaganidir sana.

Gurur dolu günlerin

görüp görecegindir hayatta,

bir de günesin altinda harcadigin emek…

Yürü kalbinin gösterdigi yolda

gözünle gördügünü tani:

ama bil ki bütün yaptiklarin

yargisina ugrayacaktir Tanri`nin.

“Veronika Ölmek İstiyor” için 3 cevap

  1. ahh bu kitabı yıllar önce okumuştum ben ve o zamandan beri ben de düşünürüm biri birine deli dedi mi iyi de bence akıllı o, deli sensin diye … sonu o kadar şaşırtıcı ki insanın buraya dan diye yazası geliyo =)) bu kitapla aynı dönemde okuduğumdan olsa gerek aklıma direk “doğmamış bir çocuğa mektup” geldi kesin okunmalı, farklı konular tabiki ama etkileyicilik açısından bununla yarışabilir en azından çocuk yaşımda ben baya ikileme düşmüştüm hangisini daha çok sevsem diye : )

  2. evet bende cok etkilendim , ve cidden benimde bakis acim cok degisti .. dogmamis bir cocuga mektup kitabinida simdi merak ettim , kesin alip okicam sanirim 🙂

  3. insan gercektende cok etkileniyor bu kitabi okuduktan sonra, resmen aklim karisti.. =) kim deli , ben mi o mu bu mu su mu :)) evet sonunda bende cok sasirdim iste ve etrafindaki herkesi bu yasanan bütün olaylarin etkilemesi ayri bir sey tabii .. sonuc basarili yani 🙂 benimde icimde herhalde birinden bikarsam daha cok farkli sevebilecegim minholar vardir 🙂 kitabin iyi yönde insani etkiledigi kesin bir sey zaten.. Hee tabii delimiyim bende acaba diye sormuyor degiliz tabii kendimize =))

Yorumlar kapatıldı.