Her gun trafikte “akıl almaz” görüntüler

Siz de günlük rutininizde internet gazetelerini okuyor ve haberleri kontrol ediyorsanız her gün en azından 1 tane “trafikte akıl almaz görüntü” başlıklı haber okuduğunuza eminim. Dünkü yer alan haberde muhtemelen aşırı hız nedeniyle Kadıköy’de kontrolden çıkan bir aracın, bariyerleri devirerek karşı şeride geçmesi ve bariyerleri devirirken ortaya çıkan şarapnellerin karşı şeritten gelen bir aracın camına saplanması vardı. Her gün bu haberlerin benzeriyle karşılaştığımız için artık bu haberlere şaşırmıyoruz bile. “Bu sefer ne oldu kim bilir?” umursamazlığıyla tıklıyoruz, haberi okuyoruz ve kapatıp devam ediyoruz hayatımıza. Bence burada bir parantez açılmalı ve biraz düşünülmeli. 

Türkiye’deki son 5 yılda yaşanan ölümlü trafik kazası istatistiklerine baktığımızda her yılın öncekiyle hemen hemen aynı olduğunu fark ediyoruz. Araçlar gün geçtikçe daha güvenli hale geliyor, aktif ve pasif güvenlik donanımları gelişiyor, yollar gelişiyor ancak bu gelişmeler ölümlü kaza oranlarına yansımıyor bir türlü. 

Bence bu durumun iki ana sebebi olabilir; 

1- Araçların güvenlik sistemlerinin belirli bir hız üzerinde koruma üzerinde etkisinin olmayışı ve kazaların büyük çoğunluğunun aşırı hız nedeniyle meydana gelmesi. 

2- Trafik kültürünün yerleşmiş olmaması nedeniyle, trafikte her anın hayat ile ölüm arasında yer aldığının farkında olunmaması. 

Gerçekten de trafikte yaşanan hiçbir kaza bile isteye yaşanmıyor emin olun. Bir anda oluveriyor. Bir anda herşeyin ne kadar ters gidebileceğini ve kendi hayatlarının ya da karşısındaki insanların hayatlarının bir anda nasıl kararabileceğini tahmin edebilse tüm sürücüler/yayalar emin olun bu sayılarda her sene azalış görürüz. 

Yolunuz açık olsun. 


Apple mı değişti yoksa biz mi?

Apple’ın bilgisayar ürün gamını son zamanlarda takip ettiyseniz pek çok değişiklik olduğunun siz de farkındasınızdır. Özellikle Touch Bar’lı MacBook Pro’lar, yeni MacBook ve iMac Pro ile hedef kitlenin artık yavaş yavaş değiştiği ve eski müşterilere hitap edilmediği ortada.

Eskiden de Apple “orta sınıf” müşteri kitlesine pek hitap etmezdi, ürünleri genellikle rekabet ettiği firmaların %50 civarında yukarısında olurdu ancak şu anda $ kurunun da etkisiyle (rekabet ettiği firmalar da gerçi Türkiye’de üretim yapmıyor, onların da fiyatları kur etkisiyle yukarı gidiyor) iyice ulaşılmaz hale geldi. 

Kendi adıma konuşmak gerekirse, 2013 yılında satın almış olduğum MBA hala günlük işlerimi yapmama fazlasıyla yetiyor. Kozmetik bir kaç sorunu var, 5 senedir hemen her gün 8-10 saat kullanılmanın etkileri tabii ki görülüyor ancak bunun dışında herhangi bir problemi yok.

Yeni ürün gamında ise farklı hikayeden bahşediyor Apple müşterileri. Eskiden de piyasanın %50 üzerinde olmasına rağmen, kullanım ömrü olarak piyasanın 2-3 kat üzerinde olduğu için verilen para çok da üzmüyordu insanı ancak ürünün piyasaya çıkmasının üzerinden henüz 2 sene geçmemiş olmasına rağmen Touch Bar’lı MBP sahipleri klavyelerindeki problemlerden dolayı bilgisayarlarını kullanamaz hale gelmiş durumdalar. Özellikle bu yeni kelebek stili klavyenin toz vb partiküller nedeniyle tıkanarak bir süre sonra basmamaya başlamasıyla ilgili bir sürü forum girdisi bulmak mümkün. 

Bu durum acaba Apple’ın da artık ürünlerinin 6-10 sene sorunsuzca kullanılmasını istememesinden mi kaynaklanıyor yoksa bir dizayn hatası mıdır bilemiyoruz ancak anladığım kadarıyla biz şanslı jenerasyon apple müşterilerindeniz. 

GoPro Hero 5 hakkında bir kaç paragraf

Aslında bugun daha derin bir kaç paragraf yazmaya yeltenmiştim. 3-5 paragraf da yazmıştım hani. Sonra baktım ki kantarın topuzu kaçıyor, üstüme vazife olmayan ve yetkinliğimden emin olmadığım konulara doğru giriyorum, hepsini sildim ve gerçek hayattan, bildiğim bir konudan konuşmaya karar verdim. 

Aşağılarda bulabileceğiniz üzere GoPro Hero 4 Silver incelemesi yapmıştım. GoPro Hero 4’ü 1.5 seneye yakın kullandıktan sonra bir gün kapanıp açılmaması sonucunda servise gönderdim. Sıfırı ile değişti geldi ve sonrasında da onu elden çıkararak bir GoPro Hero 5 Black edition satın aldım. Aksiyon kamerası olarak kullanmıyor olsam da genelde, GoPro Hero 5 aslında sektördeki en iyi kameralardan biriydi ben aldığım dönemde. (Şu anda piyasada GoPro Hero 6 olması lazım yanılmıyorsam.) 

Hero 4’ten sonra tasarımsal olarak ciddi değişiklikler yaşadı Hero 5. İlk olarak artık plastik ve tam kapalı bir çerçeve içinde kullanılma gibi bir zorunluluğu yok. “The Frame” adını verdikleri önü ve arkası tamamen açık, sadece plastik bir kordon olarak düşünebileceğiniz ve tek amacı bağlantı aparatlarının takılacağı bir çerçeve ile kullanılıyor Hero 5. Bunun avantajı, kameranın kullanıma hazır ağırlığının oldukça düşmüş olması. Özellikle benim gibi kamerasını kaskına monte ederek kullanan arkadaşlar için bu ağırlıkta tasarruf ciddi bir artı olarak karşımıza çıkıyor. 

İkinci olarak artık GoPro’da iki mikrofon yer alıyor. Biri hareketli ve rüzgar sesinin dahil olduğu aktiviteleri yapan insanlar düşünülerek arkaya yerleştirilen rüzgar önleyici mikrofon, diğeri ise daha günlük hayat aktiviteleri için önde yer alan mikrofon. Rüzgarlı havalarda çekim yaptığınızda hala rüzgar sesi alıyorsunuz ancak Hero 4’ten çok daha başarılı. 

Yamaha Xmax 250 Aksesuarları

Her ne kadar bir başlangıç motoru olarak kabul edilse de Yamaha Xmax boyutları ve rahatlığı ile uzun yolda da rahatlıkla kullanılabilen bir motosiklet. Genellikle uzun yol için 400cc’lik modeli tercih ediliyor olsa da kasaları aynı olduğu için aksesuarlar anlamında ikisinin de aynı aksesuarları kullandığını söyleyebiliriz.

Xmax’te en büyük sıkıntı genellikle kısa olan ön cam nedeniyle boyu 1.75 üzerindeki sürücülerin gövdelerinin üzerine ve kasklarına aldıkları rüzgar. Rüzgar gerçekten de 80-90 km/s üzerindeki hızlarda rahatsız edici hale gelebiliyor ve dolayısıyla uzun yolda konforu epey düşürüyor. Bunun için Xmax için Yamaha’nın orjinal aksesuarı olan ‘Uzun Turing Cam’ kullanılabilir.  Okumaya devam et “Yamaha Xmax 250 Aksesuarları”

Motosiklete Başlangıç ve Başlangıç Motoru

Merhabalar, yaz aylarının gelmesiyle motosiklet satışlarında ve caddelerdeki motosiklet nüfusunda ciddi bir artış yaşandığı bir gerçek. Her sene yaz mevsiminin gelmesiyle bir hevesle motosiklet mağazasına koşup beğendiği şekil şemale sahip ve bütçesince bir motor sahibi olmak isteyen arkadaşlarda bir artış olur. Aslında bu karar o kadar da kolay bir karar değildir ve insanın karakteri, kişiliği, boyu/kilosu ve tecrübesi ile verilmesi gereken bir karardır.

Motosikletler arabaların aksine çok daha çevik ve hızlı ivmelenebilen taşıtlardır. Dolayısı ile başlangıç motoru olarak 125 ya da 250 cc’lik bir motor yerine 600 cc ya da daha üstü bir motor hacmine sahip bir araca bakıyorsanız muhtemelen yanlış bir karar vermek üzeresiniz ve sezon sonunda çok şanslıysanız tövbe edecek, o kadar şanslı değilseniz aramızdan ayrılacaksınız demektir.  Okumaya devam et “Motosiklete Başlangıç ve Başlangıç Motoru”

GoPro Hero 4 Black Edition inceleme

Herkese merhabalar, aksiyon kameraları aslında çok uzun zamandır piyasada olmasına rağmen motosiklet sürmeye başlayana kadar benim pek ilgimi çekmemişlerdi. Hatta daha önce bir kaç kere neden insanın böyle bir cihaza ihtiyaç duyabileceğini bile kafamdan geçirmiştim. ‘Bir insan neden böyle bir cihaz için bu kadar para verir ki?’ sorusunu kendime baya sormuştum.

IMG_0011

Aksiyon kameralarıyla ilgili piyasada ciddi bir kavga olsa da, bu işi en iyi yapan iki marka var. Biri GoPro diğer ise Sony. Sony’nin video kameralarla ilgili tecrübesi tartışılmaz. Taşınabilir video kameralar, el kameraları hatta onlarla ilgili kayıt araçları (cd-dvd-minicd’ler vb.) piyasasında çok ciddi söz sahibi bir firma Sony. Handycam’lerden bu yana devam eden bu gelenek aksiyon kamerlarında da bozulmuş değil. Hala Sony çok kaliteli aksiyon kameraları üretiyor ve pazarlıyor.

Okumaya devam et “GoPro Hero 4 Black Edition inceleme”